Şub 17, 2012
6 yorum
[Flash 9 is required to listen to audio.]


Bir şarkı düşünün. Dünyanın en güzel şarkısı ama.
İki seçeneğiniz var. Bir tane de kural.

Seçenekler şunlar;
Ya o şarkıyı dinlemeye başlayacağız.
Ya da dinlemeye başlamayacağız.

Kural da şu;
Şarkıyı ikinci defa dinleyemeyiz.

Şarkıyı dinlemeye başlamamak dedik mesela. Böyle olunca ne oluyor. Geriye diğer şarkılar kalıyor değil mi. Diğer şarkılar nasıl? Diğer şarkılar ehh. Güzel. Çok güzelleri de var. Şahaneler, harikalar, neredeyse mükemmeller. En kusursuz şarkılar var ki kusursuzun eni mi olur değil mi? Diyelim ki var. Ama hiçbiri o dünyanın en güzel şarkısı gibi değil. Hepsi çabuk sıkılıp değiştireceğimiz şarkılar. Ama biz dinlemeye başlamamayı seçtik. O zaman o ehh, güzel, şahane, harika, kusursuz ve en kusursuz şarkıların hepsini ya da çoğunu dinleyip bitiriyoruz. Böyle ölüp gittik. Bir şeyler eksik kaldı ama değil mi?

Şarkıyı dinlemeye başlamak. Şimdi şöyle bir şey var. Bu şarkı öyle bir şarkı ki, dinlemeye başlarsak, sonsuza dek sürsün isteyeceğiz. Diyorum ya, o kadar güzel bir şey bu. Dinlemeye karar verdik mesela. Büyük bir dosya. İndiriyoruz ama çok zaman alıyor, yoruluyoruz. Gelmeyebilir belki. O ihtimal de var. Biz varsayalım ki gelmiş. Alıyoruz. Aletimiz neyse ona atıyoruz. 

Dinlemeye başlıyoruz. Kulaklıkla ama. Neden kulaklıkla? Çünkü bizden başka kimseler duysun istemiyoruz. Dinlerken ne oluyor? Aletimizin şarjı azalıyor. Farkındayız. Bitecek. İçimizi büyük bir huzursuzluk kaplıyor. Bir yandan o var, bir yandan da ölmek var. Ne yapacağımızı hiç bilmiyoruz.

Bütün bunları dert ederken en kötüsünü unutuyorsunuz;
Bu şarkı bitecek.
Bitiyor.

16.02.2012 | Ankara 

  1. benimmorsaclarimvar bunu sefacansungur kullanıcısından yeniden blogladı
  2. sefacansungur bunu gönderdi
Hakkında
Ankara. 17. Fotoğraf çeker. Beste yapar. Çizer. Yazar. Okur. Paylaşır. Çirkindir. Yakışıklılar gibi davranır. Çaktırmaz. RSS ile abone ol.